Genel bakış
Obezite cerrahisi (bariatrik cerrahi), morbid obezitenin uzun dönemli tedavisinde midenin hacmini küçülten ya da sindirim yolunu yeniden düzenleyen ameliyatların genel adıdır. Morbid (ileri derecede) obezite, beraberinde yüksek tansiyon, diyabet ve koroner arter hastalığı gibi ciddi sağlık sorunları getirebilen bir hastalıktır. Düşük kalorili diyetler, ilaç tedavisi, davranış değişikliği ve egzersiz gibi yaklaşımlar vardır; ancak morbid obezitenin uzun dönemli tedavisinde cerrahi öne çıkan seçenektir.
Obezite cerrahisi bugün çoğunlukla laparoskopik yöntemle yapılır. Laparoskopi, karnın içini görmeyi sağlayan ince bir kamera (laparoskop) aracılığıyla, küçük kesilerden yapılan cerrahidir. Ameliyat tek başına yeterli değildir; sonrasındaki beslenme ve hareket düzeni tedavinin ayrılmaz parçasıdır.

Nedenleri
Morbid obezitenin nedeni tam olarak anlaşılmış değildir; büyük olasılıkla birden fazla etken rol oynar. Az enerji yakan yavaş bir metabolizma, fazla kalori alımı ya da ikisinin birlikteliği etkili olabilir. Obezitenin kalıtımsal bir yönü olduğunu gösteren bilimsel veriler de vardır.
Genetik, psikolojik, çevresel, sosyal ve kültürel etkenler bir araya geldiğinde iştah düzeni ve enerji metabolizması bozulabilir ve morbid obezite ortaya çıkabilir. Bu etkenlerin çokluğu, tedavinin de tek bir adımla sınırlı kalmamasının, beslenme, hareket ve psikolojik desteği birlikte ele almasının nedenidir.
Tedavi seçenekleri
Cerrahi dışı yöntemler
Diyet, egzersiz, davranış değişikliği programları ve ilaç tedavisi kilo kaybına yardımcı olabilir. Ancak morbid obezitede bu yöntemlerle verilen kiloların uzun dönemde büyük ölçüde geri alındığı çalışmalarda bildirilmiştir. Reçeteli ya da reçetesiz kilo verme ilaçlarının morbid obezitenin uzun vadeli tedavisinde belirleyici bir yeri yoktur.
Cerrahi tedavi
Kilo kaybı sağlayan çeşitli ameliyatlar uzun yıllardır uygulanmaktadır. Yaygın kabul gören yöntemler arasında tüp mide, Roux-en-Y gastrik bypass, gastrik bantlama ve emilimi azaltan (malabsorptif) yöntemler bulunur:
- Tüp mide ameliyatı: midenin büyük bölümü alınarak kalan kısım dar bir tüp hâline getirilir.
- Gastrik bypass: mide bölünerek küçük bir kese oluşturulur ve bu kese ince bağırsağa Y şeklinde bağlanır.
- Malabsorptif yöntemler (biliopankreatik diversiyon, duodenal switch): mide küçültülür ve bağırsağın büyük bölümü devre dışı bırakılarak kalori emilimi azaltılır.
- Gastrik bantlama: midenin en üst kısmına bir bant yerleştirilerek küçük bir kese ve dar bir çıkış oluşturulur.
Yöntem seçimi hastanın sağlık durumuna ve yeme alışkanlıklarına göre, muayene ve tetkiklerin ardından yapılır.
Obezite cerrahisi kimlere uygulanır?
Obezite cerrahisi, uluslararası kılavuzlarda yer alan ölçütleri karşılayan ve ameliyatın getirdiği yaşam değişikliklerine hazır olan kişilere uygulanır. Hasta seçiminde başlıca ölçütler şunlardır:
- VKİ 40 kg/m² ve üzerinde olmak ya da VKİ 35-40 kg/m² arasında olup kilo kaybıyla düzelebilecek bir hastalığa (yüksek tansiyon, diyabet, kalp hastalığı, uyku apnesi, eklem sorunları gibi) sahip olmak,
- VKİ 30'un üzerinde olup tip 2 diyabet ya da ağır metabolik sorunlara sahip olmak,
- Obeziteye yol açan bilinen bir metabolik ya da hormonal nedenin bulunmaması,
- Daha önce cerrahi dışı yöntemlerle yeterli sonuç alınamamış olması,
- Ameliyatın önemini, olası risk ve komplikasyonlarını tam olarak kavramak,
- Uzun yıllar sürecek hekim takibine istekli olmak.
Bu ölçütler bir başlangıç noktasıdır; karar, kişinin tüm tıbbi tablosu ve beklentileri birlikte değerlendirilerek verilir. Ameliyatın ardından beslenme düzenine uyum, sürecin sağlıklı ilerlemesinde ameliyatın kendisi kadar önemlidir.
Hazırlık
Hazırlık, laparoskopik obezite cerrahisine uygun olup olmadığınızı anlamak için hekiminizle yapılan ayrıntılı bir tıbbi değerlendirmeyle başlar. Beslenme değerlendirmesi dahil ek tetkikler gerekebilir; ameliyat sonrası değişikliklere uyumu değerlendirmek için psikiyatrik ve psikolojik inceleme istenebilir. Sağlık durumunuza göre kardiyoloji, göğüs hastalıkları ya da endokrinoloji görüşü alınabilir. Olası risk ve faydalar konuşulduktan sonra yazılı onayınız alınır.
Ameliyattan genellikle iki hafta önce protein ağırlıklı, yağ ve şeker bakımından kısıtlı bir ameliyat öncesi diyet önerilir; bu diyet, obezitede büyüyen ve yağlanan karaciğerin küçülmesine yardımcı olarak laparoskopik ameliyatı kolaylaştırır. Ameliyata yaklaşırken ise şu adımlar izlenir:
- Ameliyattan önceki gün sıvı diyete geçilir. Bağırsak temizliği istenebilir.
- Ameliyattan önceki gece yarısından sonra bir şey yenmez ve içilmez; yalnızca hekiminizin izin verdiği ilaçlar bir yudum suyla alınır.
- Aspirin, kan sulandırıcılar, romatizma ilaçları ve E vitamini ameliyattan birkaç gün ya da bir hafta önce geçici olarak kesilir.
- Sigara bırakılmalıdır; pıhtı ve zatürre riskini azaltmak için ameliyattan altı hafta önce bırakılması önerilir. Alkol de ameliyat öncesinde bırakılmalıdır.
- Evde size yardım edecek düzenlemeler önceden yapılmalıdır.
Nasıl yapılır?
Laparoskopik ameliyatta karna küçük kesilerden ince tüpler (kanül) yerleştirilir. Kameraya bağlı laparoskop bu tüplerden birinden içeri sokulur; mide ve diğer organların büyütülmüş görüntüsü ekrana yansır. Cerrahi aletler için beş ya da altı küçük kesi kullanılır. Karın karbondioksit gazıyla şişirildikten sonra ameliyat tamamen karın içinde yapılır; sonunda gaz boşaltılır.
Laparoskopik yöntemin avantajları
Küçük kesilerle yapılan laparoskopik obezite cerrahisi, açık ameliyata göre hastanede kalış süresinin kısalması, işe daha çabuk dönülmesi ve daha küçük yara izleri gibi avantajlar sağlar. Yine de bu, ameliyatın genel risklerini ortadan kaldırmaz.
Açık ameliyata geçilmesi
Az sayıda hastada laparoskopik yöntem uygulanamaz. Daha önce geçirilmiş ve yoğun yapışıklığa yol açmış bir karın ameliyatı, organların iyi görülememesi ya da ameliyat sırasında kanama açık ameliyata geçmeyi gerektirebilir. Bu karar ameliyattan önce ya da ameliyat sırasında cerrah tarafından, hasta güvenliği esas alınarak verilir ve bir komplikasyon sayılmaz.
Ameliyat günü
Ameliyattan bir gün önce hastaneye yatılır ve check-up yapılır. Ameliyat günü ilaç ve serum için damar yolu açılır. Ardından anestezi uzmanıyla görüşülür. Ameliyat genel anestezi altında yapılır ve birkaç saat sürer. Ameliyattan sonra tam olarak uyanana kadar derlenme odasında kalınır, ardından odaya geçilir; aynı gece yataktan kalkıp sandalyede oturmanız istenir. Anestezi görüşmesinde kullandığınız ilaçların listesinin yanınızda olması işinizi kolaylaştırır. Hastanede kalış süresi ve sonraki günlerde neler olacağı, uygulanan yönteme göre değişir ve aşağıda ayrıca anlatılır.
Sonuçlar
Kilo kaybının miktarı uygulanan yönteme ve ameliyat sonrasındaki beslenme ve hareket düzenine göre kişiden kişiye değişir. Kilo kaybı genellikle ameliyattan sonraki ilk iki yıl içinde sürer; sonraki yıllarda bir miktar kilo alımı görülebilir.
Kilo kaybı sağlayan cerrahinin uyku apnesi, diyabet, yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol gibi durumlarda düzelme sağlayabildiği çalışmalarda bildirilmiştir. Bu durumlar için kullanılan ilaçların dozu ameliyattan sonra hekim tarafından yeniden değerlendirilir; tip 2 diyabete yönelik ameliyatlar diyabet cerrahisi sayfasında ayrıca anlatılır.
Riskler
Her ameliyatta olduğu gibi obezite cerrahisinde de komplikasyon olasılığı vardır. Kanama ve anesteziye bağlı sorunlar gibi genel risklerin yanında yara enfeksiyonu, yara ayrılması, apse, bağırsak birleşim yerinde kaçak, bağırsak delinmesi ya da tıkanması, ülser, akciğer sorunları ve bacaklarda pıhtı oluşumu sayılabilir. Ameliyattan sonraki dönemde kesenin genişlemesi, sürekli kusma ya da mide yanması gibi, ek girişim gerektirebilecek sorunlar yaşanabilir.
Gastrik bypass sonrasında B12 vitamini, folik asit ve demir eksiklikleri görülebilir; düzenli vitamin ve besin desteğiyle genellikle önlenir. Çok şekerli yiyecek ve içeceklerden sonra karın ağrısı, kramp, terleme ve ishalle giden damping sendromu gelişebilir. Malabsorptif yöntemlerden sonra protein eksikliği ve ishal daha sık görülür.
Bu ameliyatlardan sonra gebe kalan kadınların hekim ve diyetisyen tarafından yakından izlenmesi gerekir; ameliyattan sonraki 12-18 ay içinde gebelikten kaçınılması önerilir. Ameliyattan sonra değişen vücut görünümüne ve yaşam düzenine uyum da sürecin bir parçasıdır; gerektiğinde psikolojik destek alınabilir.
Ameliyat sonrası
Laparoskopik ameliyattan sonra hastanede kalış, uygulanan yönteme göre değişmekle birlikte genellikle 1-3 gündür. Ameliyat gecesi yataktan kalkılıp sandalyede oturulması, ertesi gün yürünmesi istenir; nefes egzersizleri yapılır ve gerektiğinde ağrı kesici verilir. İlk ya da ikinci gün mide filmi çekilerek dikiş hattı kontrol edilebilir. Sorun yoksa saatte bir sıvı alınmasına izin verilir ve miktar giderek artırılır.
Eve döndükten sonraki ilk dönemde sıvı ya da püre beslenmeye devam edilir. Beslenme sıvı, püre, yumuşak ve normal gıdalar şeklinde ilerler; günlük 60-80 gram protein ve susuzluk hissedilmese bile 1,5-2 litre su alınması önerilir. Yürümek ve hafif işler yapmak önerilir; nefes egzersizlerine evde de devam edilir. Ağrı genellikle hafiftir. Çoğu kişi bir iki hafta içinde duş, araba kullanma, merdiven çıkma, masa başı çalışma ve hafif egzersiz gibi günlük işlerine dönebilir. Beslenmedeki geçişler diyetisyen desteğiyle planlanır; ameliyattan sonra 6. ayda rutin kan tahlili kontrolü yapılır ve vitamin ile protein değerleri bu tahlillerle izlenir.
Ne zaman hekiminizi aramalısınız?
Aşağıdaki durumlardan biri olursa kontrol tarihini beklemeden ameliyatı yapan ekiple iletişime geçilmelidir:
- 39 derecenin üzerinde süren ateş
- Kanama
- Karında artan şişlik ya da ağrı
- Geçmeyen bulantı ya da kusma
- Üşüme, titreme
- Geçmeyen öksürük ya da nefes darlığı
- Birkaç hafta içinde geçmeyen yutma güçlüğü
- Kesi yerlerinden akıntı
- Baldırda şişlik ya da bacakta hassasiyet
Videolar
Prof. Dr. Emin Ersoy'un konuyla ilgili kısa anlatımları. Videolar YouTube üzerinden, oynat düğmesine bastığınızda yüklenir.